22 Nisan 2011 Cuma

Deniz Üstü Köpürür

Dinlemek için tık...

Deniz üstü köpürür
Kayığa binsem götürür
Benim de şu cihana gelişim
Bir güzelden ötürü
Deniz üstü yelkenden
Ecel geldi erkenden

Denizin ortasında
Mum yanar sofrasında

Benimde şu cihandan gidişim
Memleket sevdasından



17 Mart 2011 Perşembe

Sonunda Yasaklar Kalktı

Çok şükür blogspot yasağı kalktı da kavuştuk bloglarımıza... Siz yine de her ihtimale karşı diğer şiir bloğumu da kaydedin bir köşeye. Malum, blogspot periyodik olarak yasaklanıyor!!!, blogspot yasaklıyken oradan devam ederiz paylaşımlarımıza...

5 Mart 2011 Cumartesi

Ve Bugün...


Bir neşe uyandım bugün dilimde bu şarkıyla.
1 yaş daha yaşlandığımdan mı yoksa hiç yaşlanmıyor gibi hissetmemden mi bu neşe bilinmez :)
Evet, bugün 1 yaş daha kazandım şu hayattan...
Ve dilime dolanan şarkıyı, sesini açıp kendime armağan ettim az önce.

Ey Hayat...
Seviyorum seni...

22 Şubat 2011 Salı

Ey Hayat

(ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında yokum ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın)

yaşam bir ıstaka
gelir vurur ömrünün coşkusuna
hani tutulur dilin
konuşamazsın!

tırmandıkça yücelir dağlar
sen mağlupsun sen ıssız
ve kalbinde kuşların gömütlüğü
tutunamazsın

eloğlu sevdalardan dem tutar
aşk büyütür yıldızlardan
yasak senin düşlerin
dokunamazsın...

birini sevmişsindir geçen yıllarda
açık bir yara gibidir hâlâ
hâlâ ne çok özlersin onu
ağlayamazsın...

yolunda köprüler çürür
sesin, sessizlik sanki bir uğultuda
savurur hayat kül eyler seni
doğrulamazsın!

yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarda
herşey çeker ve iter
anlatamazsın...

yaşam bir ıstaka
gelir vurur işte ömrünün coşkusuna
sesinde çığlıklar boğulur ama
bağıramazsın

sonra vakt erişir, toprak gülümser sana
upuzun bir ömrün ortasında
ne hayata ne ölüme
yakışamazsın!

yazdırmalısın mezar taşına:
ey hayat, sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında hiç olmadım ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın 


Yılmaz Odabaşı

18 Şubat 2011 Cuma

...

günde kaç milyon insan ölür yeryüzünde
                                      doğar kaç milyon
kaçı yaşadım diyebilirdi
        kaçı yaşadım diyebilecek
kaçı günde üç öğün yemek yiyebilirdi
                        kaçı yiyebilecek 

Nazım Hikmet

Sevgilim


Sevgilim,
başlar önde, gözler alabildiğine açık,
yanan şehirlerin kızıltısı,
                            çiğnenen ekinler
                            ve bitmez tükenmez ayak sesleri :
                                                                                 gidiliyor.
Ve insanlar katlediliyor :
                                        ağaçlardan ve danalardan
                                                                            daha rahat
                                                                            daha kolay
                                                                            daha çok.
Sevgilim,
bu ayak sesleri, bu katliâmda
hürriyetimi, ekmeğimi ve seni kaybettiğim oldu,
fakat açlığın, karanlığın ve çığlıkların içinden
güneşli elleriyle kapımızı çalacak olan
gelecek günlere güvenimi kaybetmedim hiçbir zaman... 

Nazım Hikmet